Ulakçı Haber

VAADİNDE(SÖZÜNDE) DURMAK

VAADİNDE(SÖZÜNDE) DURMAK
10 Ekim 2020 - 19:22

Muhterem Kardeşlerim…
Bu yazımızda da sizleri bir kimsenin, bir idarecinin vaadinde durması, verdiği sözünden dönmenin dindeki yeri konusunda yine ayet ve hadislerle bilgilendirmeye gayret edeceğiz. Efendim; biz konuları seçerken insanlarımızın ihtiyaçlarını, yanlışlıklarını, görevlerini, yaptıkları iş ve davranışlarını dikkate alıyoruz. Bu yazımızda da bazı kimselerin gerek vefasızlıkları ve gerekse söz verdikleri halde sözlerinde durmadıkları, durmama yada sözlerini yerine getirememe nedenlerini söz verdikleri kimseleri bilgilendirmekten de kaçındıkları için haklarında suizan edilmesine, kendilerinin sözlerinde durmadığı için söz verdikleri kimselerinde günaha girmelerine sebep olmaktadırlar. Bu yazımızla bir nevi her iki tarafı da aydınlatmak istedik. Bilindiği gibi bundan önceki yazımızda ‘Bu davet herkese’ başlığıyla bazı bilgilendirmelerde, hatırlatmalarda bulunmuştuk. İnşaallah bilgilendirmeler, uyarılar, nasihatlar yerine ulaşıyordur ve gereği yapılarak yapılan yanlışlıklardan dönülüyordur.

Değerli Kardeşlerim…
Öncelikle vefa konusunu hatırlatmak gerekirse; Vefa demek, ihtiyaç hâlinde ona yardım etmektir. Vefa, sevgide devamlılık demektir. Arkadaş, öldükten sonra, onun çoluk çocuğunu, yakınlarını sevmek, onlarla ilgiyi kesmemek de vefadandır. Müslüman vefakâr olur. Vefakâr olmanın, yani sırf Allah rızası için sevmenin mükâfatı büyüktür. Vefa, dostlukta, bağlılıkta sebat etmektir. Arkadaşa yaptığı iyiliği az görmek, onun yaptığını çok bilmek vefadandır.

Hadis-i Şerifte buyuruldu ki:
“Kıyamette hiç bir himayenin bulunmadığı zaman, Allahü Teâlâ’nın himayesinde bulunacak 7 kişiden 1’i, birbirini [sırf Allah rızası için] sevenlerdir.” [Buhari]

Efendim;
Yerine getirmek niyetiyle söz vermek sevaptır. Verilen sözde durmak müstehaptır. Sözünde durmamak tenzihen mekruh olur. Kendisine söz verilen kimse, “Sen bana söz verdiğin için bu benim hakkımdır” demeye hakkı yoktur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Bir kimse, yapmak niyeti ile verdiği sözü tutamazsa günah olmaz.” [Tirmizi]
Yapmayacağı halde, yalan olarak söz vermek haramdır. Bu şekilde sözünde durmamak da günah olur. Yapmamak niyetiyle söz verdiği halde, sonradan, verdiği sözde durursa, yalancılık günahı affolmuş olur.

Hadis-i şerifte, “Sözünde durmamak münafıklık alametidir” buyuruldu. (İbni Neccar)
Sözünde durmaya gücü yetmezse, münafıklık alameti olmaz.

Kendisine mal, söz veya sır emanet olunan kimsenin bunlara hıyanet etmesi, münafıklık olur. Sözünde durmaya çalışmalıdır. Âyet-i kerimede mealen buyuruldu ki:
“Allah, [sözleşmeleri bozmaktan] sakınanları sever.” [Tevbe 7]

Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
“Vaat, söz vermek borçtur. Sözünde durmayana yazıklar olsun.” [Deylemi]

Sözünde durmak önemli bir haslettir. Bu hususta birçok atasözü vardır.
Birkaçı şöyledir:
Hayvan yularından, insan sözünden tutulur.
Er olan sözünde durur.
Allah bir, söz bir.
Söz namustur.
Söz verme, verdinse dönme!
Söz ağızdan çıkar.
Sözünün eri ol!
Tükürdüğünü yalamak [verdiği sözden dönmek] yiğide yakışmaz.
Kur’an-ı Kerimde, sözünde duranlar övülmekte, sözünün eri denilmektedir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Dört şey münafıklık alametidir: Emanet olunana hıyanet etmek, yalan söylemek, vaadini bozmak, sözünde durmamak.” [İ. Neccar]

Sözünde durmak
Söz verince, bir mazeret olmadıkça, onu yerine getirmeli.
Bir Hadis-i Şerif meali:
“Savaşa giden erkeklerin hanımları, savaşa gitmeyen erkeklere, kendi anneleri gibi haramdır. Bir erkek, mücahitlerden birinin ailesine bakmayı üzerine alır da, hıyanet ederse, kıyamette, o mücahit asker, bu kimseden hakkının tamamını alır.” [Müslim, Nesai]

Ama yapmak isteyip de yapamamışsa, bir mazereti çıkmışsa, o zaman sakıncası olmaz.(Söz vermiş olduğu kimseyi bilgilendirmekte, hal hatır sormakta fayda vardır.)

Sözünün eri
İbrahim aleyhisselam, Allahü Teâlâ bir oğul verirse, onu Allah için kurban edeceğini söyledi. Dileği hasıl olunca, sözünü yerine getirmesi rüyada bildirildi.

Hazret-i İbrahim sözünde durup, oğlunu kurban etmek istedi. Cenab-ı Hak, “İbrahim, gerçekten rüyasına sadakat gösterdi. Elbette bu açık bir imtihandı. Oğluna karşılık ona büyük bir kurbanlık koç fidye verdik. İhsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız” buyurdu.

Hazret-i İbrahim, Nemrud tarafından ateşe atıldığında canı ile, Hazret-i İsmail’i kurban etmesi emredildiğinde evladı ile, ovaları kaplayan bütün sürülerini bağışlamakla da malı ile imtihan edildi. Üç imtihanı da kazandı.

Kur’an-ı Kerimde, “Sözünün eri İbrahim” diye övüldü. (Necm 37)
Böyle sözünde durmak büyük fazilettir. Kur’an-ı kerimde, sözünde duranlar övülmektedir:
“Müminler içinde Allah’a verdiği sözde duran nice erler var.” [Ahzab 23]
“Elbette İbrahim, sadık bir Peygamberdi.” [Meryem 41]
“İsmail, sözünde sadık resul bir nebi idi.” [Meryem 54]

Hadis-i Şerifte ise buyuruldu ki:
“Doğruluk iyiliğe, iyilik Cennete götürür. İnsan doğruluk ile Allah indinde, sıddıklardan yazılır.” [Müslim]
Hazret-i İbrahim, Cenab-ı Hakkın gönderdiği koçu kurban etti. Peygamber efendimiz, Eshab-ı kirama, “Kurban kesmek, babanız İbrahim’in sünnetidir” buyurdu. (Hakim)

Allahu Teâlâ ümmeti Muhammed’i verdiği sözünde duran, dostlarına, arkadaşlarına her zaman vefalı davranan salih kullarından eylesin. (Amin)