Dünyanın farklı bölgelerinde buzullar hızla eriyor ve bu durum, hepimizi derinden etkileyecek sonuçlar doğuruyor. Şu anda dünya üzerindeki tatlı suyun yaklaşık %70’ini barındıran 275 bin buzul, milyarlarca insan için hayat kaynağı. Ancak bilim insanlarının yaptığı uyarılara göre, bu buzul kütleleri 21. yüzyıl içinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Eğer buzulların erime hızı devam ederse, önümüzdeki yıllarda 10 milyon insan büyük bir tehlikeyle karşılaşacak, yüz milyonlarca insan ise temiz içme suyundan mahrum kalacak. Bunun yanı sıra, dünya genelinde pek çok bölge sular altında kalacak.
Buzulların Erimesi ve Kayıp
Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) verilerine göre, son altı yılın beşinde buzullardaki erime rekor seviyelere ulaştı. Bu süreçte, dünya çapında büyük miktarlarda su açığa çıktı. 1975 yılından bu yana buzullar, 9 milyar tondan fazla kütle kaybı yaşadı. Bu kayıp, Almanya büyüklüğünde ve 25 kilometre kalınlığında bir buz tabakasının kaybolmasına denk geliyor. Bazı bölgeler, örneğin Avrupa’nın Alpleri ve Pireneleri, 2000-2023 yılları arasında kütlelerinin %40’ını kaybetti. Bu hızda devam ederse, önümüzdeki yıllarda büyük bir su krizi ile karşılaşacağız.
Buzulların Korunması Bir Hayatta Kalma Meselesi
WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, buzulların korunmasının sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda bir hayatta kalma meselesi olduğunu vurguluyor. İnsanlar, atmosferdeki CO2 ve diğer sera gazlarının artışıyla birlikte iklimi ısıtarak doğal buzul döngüsünü bozdu. Sonuç olarak, yaz aylarında buzullar daha hızlı eriyor, kış aylarında ise eski hızda toparlanamıyorlar. 2024 yılında, buzullar yaklaşık 450 milyar ton kütle kaybetti ve bu, kayıtlara geçen dördüncü en kötü yıl oldu. Bu hızda erime devam ederse, kısa süre içinde buzulların büyük bir kısmı kaybolacak.
Buzul Erimesinin Tehlikeleri
Buzulların erimesiyle birlikte, büyük miktarda su yavaşça birikiyor ve bu sular, zamanla buzulların içinde yer alan doğal barajları tehdit ediyor. Eğer bu barajlar kırılırsa, büyük bir sel riski ortaya çıkıyor. Bu durum, ani ve yıkıcı taşkınlara yol açarak evleri ve yerleşim yerlerini tahrip edebilir. Bu tür felaketler, saatte 30-100 kilometre hızla ilerleyebilir ve büyük can kayıplarına yol açabilir. 2023 yılında Himalayalar’da yaşanan bir buzul gölü patlamasında 50'den fazla kişi hayatını kaybetmişti. 1941 yılında Peru’da yaşanan büyük felakette ise, bir buzul gölündeki çığ nedeniyle 5 bin kişi hayatını kaybetmişti. Şu anda buzul gölleri, bu tür felaketlere daha fazla zemin hazırlıyor.
Deniz Seviyesi Yükseliyor: Pek Çok Bölge Sular Altında Kalabilir
Buzulların erimesi, sadece yerel değil, küresel bir tehdit oluşturuyor. Erimeyle birlikte deniz seviyeleri yükseliyor ve bu durum özellikle düşük bölgelerdeki şehirleri tehdit ediyor. Batı Antarktika’daki Thwaites Buzulu’nun çökmesi durumunda deniz seviyesi 3 metreye kadar yükselerek büyük şehirleri tehdit edebilir. Şangay, Londra, Miami, New York gibi metropoller bu tehlikeden etkilenebilir. Örneğin, 2040 yılında Birleşik Krallık’ın bazı bölgeleri tamamen sular altında kalabilir. Bunun yanında, Amerika’nın doğusunda ve körfez kıyılarında da gelgit taşkınları büyük bir artış gösterebilir.
İçme Suyu Krizi: Milyonlarca İnsan Susuz Kalacak
Daha uzun vadede, hızla eriyen buzulların yüz milyonlarca insanı içme suyundan mahrum bırakması bekleniyor. 2000 ile 2023 yılları arasında buzullar, dünya nüfusunun 30 yıl boyunca tüketeceği kadar su kaybetti. Bu su kaybı, özellikle sıcak ve yüksek rakımlı bölgelerde yaşayan insanların hayatını ciddi şekilde etkileyecek. 1,9 milyar insan, içme suyunu buzullardan temin ediyor ve bu buzulların yok olması, bu insanların su temininde büyük sıkıntılar yaratacak. Uzmanlar, buzulların yok olması durumunda milyonlarca insanın alternatif su kaynaklarına ulaşmaya çalışacağını ve büyük bir göç dalgası yaşanabileceğini belirtiyor.