Nefret Dili Kadına Sıçramamalı!

Nefret Dili Kadına Sıçramamalı!

Türk kültür yapısının en hassas ve ince dokusunu Türk töresi oluşturur. Töre, tüm ırkları ve dinleri özgürleştiren, bireysel, sosyal ilişkileri düzenleyen, kişisel disiplini otoriteye bağlayan, ulusal barış, dayanışma ve beraberliği sağlayan kültürel bir yapıdır.

Eski Türkler ’de “töre” daha çok devletin kuruluş düzeni ve işleyişi ile ilgili kuralları ifade etmekte ise de Türkler aile yaşantısı açısından da bu kavramı kullanmışlardır. 

Bu manada töre “görenek” demektir. 

“Devlet Töresi” tüm toplumca mutlak suretle uyulması gereken hukuk kuralları toplamıdır. 

O nedenle töreye atfedilen önem çok büyüktür. 

Eşitlik ve adalet ilkeleri çerçevesinde riayet edilmesi iktidarın ve devletin sürekliliği için en önemli koşuldur. 

Töresini kaybetmiş bir ulus yok hükmündedir, 

Her zaman töreye uygun davranılması,

Sorumluluk hissedilmesi,

İcraatlarını ortaya koyanlar için topluma hesap verici şekilde bir mekanizmanın devreye girmesi,

Adalet, İyilik, Eşitlik ve İnsanlık ilkeleri çerçevesinde, törenin doğru ve tarafsız bir şekilde uygulanması beklenendir.

Toplumlarda kadının oldukça saygın bir yeri vardır.

Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kadın ve erkek eşit haklara sahipti. Cumhuriyetle beraber bu haklar Atatürk önderliğinde hukuk yoluyla, yasayla kadınlara verildi.

Bugünlerde yaşanan sarhoşluk, serserilik, vasıfsızlık, cahillik, vurma-kırma, tembellik gibi hareketler ya da eylemler ‘erdemsizlik’ kabul edilir. Çünkü amaca hizmet etmiyor. Teröre hizmet ediyor. Toplumların olmazsa olmazı erdemli bir insan olmak ve erdemli bir yaşam yaşamaktır. Bunun aksine hareket edenler, itibarlı ve haysiyetli insan olamazlar.

Bugün ülkemizde yaşanan olayların Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Rahmet’i Rahman’a erişmiş annesine ve Dilek İmamoğlu Hanımefendiye kadar uzanması kabul edilemez. Bunu yapan kişilerin bu topluma ne faydası var?

Bizim töremizde devlet milleti için vardır. 

Bizim gelenek ve göreneğimizde erkek kadına saygı duyar. 

Hakaret etmez.

Bu davranışlar ne ahlak değerleriyle ne de evrensel bakış açısıyla örtüşmez. 

Kadın aileyi temsil eder. Ailede devletin en küçük birimini.                Hangi etnik gruptan olursa olsun hangi inanca sahip olursa olsun, inanca saygı esastır. İnanç, kişisel bir şeydir. 

Kaldı ki yaşanan siyasi kaos ne Tenzile Anneye ne de Dilek Hanım’a fatura edilemez. Kadın nefreti inşası söz konusudur. Geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin ve davranış kalıplarının sorgulanması gerek.Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için medyanın özellikle de sosyal medyanın sahiplenmesiyle toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak yönünde çalışmalar yapılmalıdır.

Toplumdaki “Erdoğan Nefreti” ve “İmamoğlu Nefreti” insanların kadınlarına, annelerine ve kutsallarına sıçramamalıdır.

Dilin en önemli iletişim ve etkileşim araçlarından biri olması ve dilin toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacı doğrultusunda kullanıl(a)maması büyük bir sorundur. 

Eril kültürün bir ürünü olan eril dil toplumda çokça alıcı bulmuştur. 

Eril kültür tarafından inşa edilen ve dolayısıyla cinsiyetçi ifadeler içeren günlük dilin, erkek egemen düzene hizmet etmesi de kaçınılmazdır.

Kadın cinsini aşağılayan ve kadın bedenini hedef alan cinsiyetçi ve küfürlü dil bu toplumu ve bu dili kullananları ancak aşağı çeker, dibe indirir.

O Karizmatik Bir Güce Sahipti.

Türkiye’de siyasal liderliğe ilişkin literatür incelendiğinde Mustafa Kemal Atatürk, Bülent Ecevit, Alparslan Türkeş, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Recep Tayyip Erdoğan gibi isimlerin öne çıktığı görülmektedir.  Tabi ki özellikle de son aylarda en çok konuşulan lider Devlet Bahçeli.

Bu liderler ya iktidarı doğrudan elinde bulunduran ya da iktidar ortağı olma şansını elde etmiş kişilerdir. 

Bir de tek başına ya da iktidar ortağı olarak siyasal iktidar deneyimi yaşamamış,

Liderlik vasfının önemli bir yer işgal ettiği,

Siyasal kültür içerisinde var olmuş, yetişmiş,

Muhsin Yazıcıoğlu. 

Karizmatik bir güce sahipti…

Kitleleri sürükleyendi…

Kendine mahsus özellikleri bulunurdu…

Deneyimliydi, sahayı bilendi…

Çok az lidere nasip olan bir güce sahipti Muhsin Yazıcıoğlu. 

Karizmatik liderlerin gerek insanlar gerekse toplum üzerindeki etkisi oldukça fazladır. Hatta bu etki 25 Mart 2009’da yaşanan helikopter suikastından bugüne kadar artarak gelmiştir. Ruhun şad olsun Koca Reis… 

Benzer Haberler