KARARSIZLAR BİZE NEYİ ANLATIYOR?

KARARSIZLAR BİZE NEYİ ANLATIYOR?

Yazıma Şerif Mardin’e atfedilen şu cümle ile başlamak istiyorum:

Türk siyaset tarihi karalamaların, yalanların ve karşılıklı suçlamaların tarihidir. Siyaset bütün Dünya’da karşılıklı atışma, suçlama, rakibini alt etmek üzerine kurgulanmıştır ama bizim ülkemizde maalesef bu mücadele biraz daha sert ve acımasız. Hakikaten İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve itilaf çekişmesinden beri değişen çok şey yok aslında.

1950’lerde DEMOKRAT PARTİ, CUMHURİYET HALK PARTİSİ, 1960’larda, 1970’lerde  ADALET PARTİSİ, CUMHURİYET HALK PARTİSİ ve şimdilerde ise ADALET VE KALKINMA PARTİSİ , CUMHURİYET HALK PARTİSİ mücadelesi. Dikkat ederseniz ana muhalefetin CHP olduğu zamanlarda bu kavga, çekişme çok daha sert oluyor, ifade etmek istediğim şey sorunun  CHP’den kaynaklandığı iması  asla değil ama böyle de bir gerçeklik var. Dikkat ederseniz 1980 ve 1990’lı yıllardan bahsetmedim. 1980 ve 1990’lı yıllarda siyaset arenasında kavgalara, çekişmelere şahit olduk elbette ama o zamanlar iki ana merkez sağ partinin mecliste güçlü temsili ortamı biraz olsun yumuşatıyordu buna verilecek en güzel örnek DSP lideri Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit’in 1999 seçimleri bittikten hemen sonra daha koalisyon kurulmamışken o zaman MHP aleyhinde yaptığı açıklamalara rağmen araya , ortaya merkez sağ parti olan Anavatan Partisi’nin girmesiyle koalisyonun kurulmasıdır ve o koalisyon çok partili hayata geçtikten sonra en uzun ömürlü olan koalisyondur! 

2002 ile beraber Türk siyaseti deprem yaşadı hem de 8 şiddetinde deprem, yıkımı çok ağır oldu. Üç sene önce tarihinde ilk kez baraj altında kalan (1999) hiziplerin partisi olarak bilinen CHP ana muhalefet partisi oldu, geçmişi , tabanı, kökeni siyasal islama dayanan AK PARTİ tek başına iktidar oldu, merkez sağın iki ana partisi ANAP ve DYP meclis dışı kaldı. İşte siyasetteki bu orta yolun olmayışı, dengesizlik bizi bugünlere getirdi. Yazımın başında da ifade ettiğim gibi ülke 2002 öncesinde de siyasi kavgaları, mücadeleleri çokça ve ağır şekilde gördü buna verilecek en acı örnek 1980 öncesi egemenliğin tecelli ettiği en üst merci olan TBMM’de tam 115 tur seçim yapılıp, meclisten cumhurbaşkanı çıkamayışıdır hatta o kadar ki oy pusulalarına Bülent Ersoy, Ajda Pekkan , Ayhan Aydan isimlerini yazan milletvekili veya senatörler bile vardı, ne kadar ayıp ve utanç verici değil mi demokrasimiz açısından ama işte o gün yaşanan kutuplaşma, kavga ve uzlaşmaz tavırlar ülkeyi o hale getirmişti. Demek tarihten pek ders alan bir millet değiliz üstat Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi tarihten ders alınsaydı , tarih hiç tekerrür eder miydi?

2002 yılından beri ülkeyi Erdoğan’lı AK PARTİ yönetiyor, Bu ifadeyi bilerek kullandım çünkü bana göre Erdoğan’sız AK PARTİ ancak bir seçim dayanabilir sonrasında yok olur gider. 22 senedir tek bir gün dahi koalisyon yönetimi olmadı (2015 Haziran -Kasım dönemini bilerek vurgulamadım çünkü iktidarı kaybetmiş olsa da AK PARTİ o ara dönemde bir başka parti ile koalisyon kurmamıştı) , 22 senedir AK PARTİ iktidarı ile ana muhalefet hep CHP, işte bu da mücadelenin çok daha sert, keskin olmasına sebep oluyor. 

Her ne kadar insanlar, toplumlar, parti tabanları değişse de AK PARTİ’nin kemik tabanı Osmanlı takıntısı ve dini hassasiyetler üzerinden CHP’ne asla sıcak bakamıyor , öbür tarafta da CHP’nin kemik tabanı Cumhuriyet ve Atatürk hassasiyeti üzerinden ve karşı devrimci diye nitelediği AK Parti’ye asla sıcak bakamıyor. Zaman zaman her iki parti temsilcilerinin bazı açıklamalarına baktığınız zaman her iki partinin kemik tabanlarının birbirlerine sıcak bakamamasını anlayabiliyorsunuz. İşte tam bu noktada milletin dini değerlerine saygılı, onu içselleştirmiş ve kendi hayatında da yaşayan, tatbik eden, bununla beraber Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sonsuz saygı duyan, bitmiş, tükenmiş bir Osmanlı’dan, Anadolu’da kalan son toprak parçalarına sahip çıkıp modern bir cumhuriyet kuran lider ve kadrolarını özümsemiş, kurucu lideri sorgulamayan ve sorgulatmayan merkez sağ siyasetin eksikliği çok hissediliyor.

Şimdi bir düşünün 2002 yılından 2025 yılına kadar tam yedi genel seçim, beş yerel seçim gördük ve ilk kez ana muhalefet partisi CHP, iktidar partisi AK Parti’yi 2024 yerel seçimlerinde geçti ve kazandı. Bu demokrasimiz açısından son derece sıkıntılı bir durum. Anketlere bakıyorsunuz millet hayat pahalılığı , enflasyon ve kötü ekonomiden özellikle son üç yıldır bunalmış durumda ama yine anketlerde kim çözer diye sorulduğunda çok ilginçtir %35 hala Erdoğan çözer diyor. Böyle bir şeye şahit olmak ancak Türkiye’de olur! Yirmi beş senedir aktif siyasetin içerisinde olan birisi olarak aslında çok fazla şaşırmıyorum , ana muhalefetin CHP olduğu bir ortamda, üçüncü bir yolun ve en kuvvetli üçüncü yol olacak merkez sağın temsil edilmeyişi bu tablonun önemli sebeplerinden birisidir.

Bugün maalesef başta medya olmak üzere her alan kutuplaşmadan nasibini aldı, birileri yandaş medya derken , birileri de candaş medya tabirini kullanıyor. İktidara yakın sivil toplum kuruluşları, ana muhalefete yakın sivil toplum kuruluşları var hayatımızda artık. Hepsini bir tarafa birakın hepimizin ekmek ve su kadar ihtiyacı olan ADALET kavramının avukatlar eliyle tecelli ettirildiği barolarımız bölünmüş durumda , yeni yeni barolar kuruldu . Bununla beraber elbette anket şirketlerimizde ayrıldı, yandaş ve candaş anket şirketleri diye. Allahım tam bir akıl tutulması ama maalesef gerçek. Şimdi bütün bunlar ortadayken yandaş ve candaşların buluştuğu tek ortak nokta KARARSZLAR.

Bütün anket şirketlerinin mutabık olduğu haliyle bugün kararsız seçmen sayısı %30. Bu demokrasimiz açısından hiç hoş olmayan bir durum. Bakın bu kitle çok belli ki, iktidardan memnun değil, şikayetçi ama eli ana muhalefet partisie oy vermeye de gitmiyor böyle olunca da beklemede kalıyor seçmen. Kararsızlar %30 olunca pıtrak gibi yeni partiler ortaya çıkıyor , ben de ne kaparım düşüncesi, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sayesinde seçim öncesi yapılan ittifaklar ile binde birlik partilerin bile birden fazla milletvekilliği kaptığı bir ortamda herkesin ağzı sulanıyor doğal olarak ve akşamdan sabaha bir dönem gecekondu kondurulduğu gibi siyasi partiler konuveriyor siyasi arenaya. Türk seçmeni oy namustur anlayışına sahip bir seçmen , sandık günü içinden küfür ede ede yine gider oyunu verir bir şekilde. Bakmışsınız kararsızlar partilere dağılıvermiş! Her ne kadar sandık günü oylar dağılsa da, iktidar ve ana muhalefet partisi üç aşağı beş yukarı oy oranlarını korusalar da , üçüncü yolun olmayışı, demokrasimiz açısından ciddi bir sorun. Birkaç sene öncesine kadar iktidar ve ana muhalefet liderleri sadece şehit cenazelerinde biraraya geliyordu şimdi terörsüz Türkiye hedefi ve projesi ile inşallah terör bir daha önümüze gelmemek üzere bu topraklardan silinir, gider o zaman belki siyasi liderlerimiz şehit cenazeleri de olmayacağı için normal yollarla, medeni şekilde biraraya gelebilirler.

Benzer Haberler