Suç örgütü kurucusu olmak, rüşvet, nitelikli dolandırıcılık, Pkk-Kck terör örgütü iş birliği(kent uzlaşısı) ve yolsuzluk…
İddialar ve suçlamalar ciddi. Elbette ülkede suça karışan her kim olursa olsun, yasalardan muaf tutulmamalı. Lakin kuvvetler ayrılığı ilkesinden şüphe duyulması; hem adalete güveni azaltır hem de suçlulara suçlarını maskeleyeceği bir can simidi atar.
Yasama, yürütme ve yargı birbirinden bağımsız ve özgür olmalıdır. Bu 3 mekanizma devletin taşıyıcı kolonlarıdır. Yargı ve yürütmenin ortak hareket ettiği düşüncesi, adaletin kutsallığına leke düşürür.
Dosyaya baktığımızda, isnat edilen suçların organize şekilde işlendiği, İmamoğlu’nun örgüt yöneticisi olarak geçtiği soruşturma kapsamında; kendisinin ve İBB ekibinin tutuklanıp, yüzlerce yıllık infaz cezalarıyla yargılanacakları muhtemel görünüyor.
Peki bu soruşturma neden siyasi bir havaya dönüştü? Şeklen hareket biçimindeki aşırılık, bizi soruşturmanın detaylarından uzaklaştırdığı gibi bambaşka sonuçlar doğmasına yol açtı. Muhalefet (suçlu olsalar dahi) ekstra bir güç kazanmakla birlikte halkı sokağa davet ederek, darbe girişimi söyleminde bulunması ülkemizde korkunç zararlara kapı aralayabilir. Daha da kötüsü Devletin demokratik yapıdan demir yumruğa dönüştüğü intibası kabul edilemez bir düşünce olur.
Kılıçdaroğlu’nun bir tv kanalında CHP kurultayındaki şaibelerden bahsetmesi aslında bu operasyonun en büyük tetikleyicisiydi. Kılıçdaroğlu muhalefete böylesine büyük zarar vermişken CHP’nin olağanüstü kurultay kararına(resmiyeti henüz net değil) aday olma arzusunu çok yanlış buluyorum. Sosyal medyada kendisine yapılan yorumları okumasını isterim. Sosyal medyaya inanmıyorsa, sokağa çıkıp seçmenlerle konuşmasını tavsiye ediyorum. Ama kendisi halktan ziyade delegelerle ilişkileri güçlendirip, Chp’yi kurtarmaya geliyorum parolasıyla olağanüstü kurultayı da kazanırsa pek şaşırmam doğrusu.
Türkiye yıllardır seferberlik halinde enflasyonla mücadele ediyor. Ekonomik göstergelerde tünelin ucundaki ışığı gördüğümüz, toparlandığımız şu süreçte bir gecede adeta tepe taklak olduk. İBB’nin 560 milyar TL yolsuzluk iddiasına istinaden yürütülen soruşturmada oluşan bu atmosfer nedeniyle sadece birkaç günde ‘25 Milyar dolara yakın rezerv satışı, Borsa İstanbul’da yaklaşık % 16 düşüşle milyarlarca dolarlık erime yaşandı. Neden böyle bir yöntem seçildi? Yıllardır rapor edilen suçlamalar ve iddialar neden bugüne kadar bekledi? Neden bir megakentin günlerdir interneti kesik?
İmamoğlu, Türkiye’den daha mı değerli sorusunu sorarak noktalayalım.