Ulakçı Haber

Çıkartılan altında devlet hakkı yüzde kaçtır ?

Çıkartılan altında devlet hakkı yüzde kaçtır ?
03 Nisan 2021 - 15:49

ARAŞTIRMACI- YAZAR: BORA ÖZİZMİRLİ

Sosyal medyada ve basında ,yabancı firmaların Türkiye’de çıkartıkları altından devlet hakkının yüzde 1, yüzde 2 yada yüzde 4 olduğuna dair iddialar ortaya atıldı…

Bu iddialar ne kadar gerçek bizde bu durumu araştırdık.

3213 Sayılı Maden Kanunu değişti. 28 Şubat 2019 tarihine dair yayınlanan resmi gazetede yayınlandı. Madenlerden Devlet Hakkı, firmanın çıkartıldığı “ons” yani ağırlık üzerinden gerçekleşmektedir.

Özellikle linkini şuraya yerleştiriyorum ki merak edenler inceleyebilir.

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/02/20190228-6-1.pdf

Altından çıkartılan devlet hakkı yüzdesi sabit bir oran değil,çıkartılan ağırlığa göre artmaktadır.
altın tablosu

Yerleştirdiğim linkte ve tabloda 3213 sayılı maden kanununda “devlet payı”çizelgesi var.
O çizelge 800 ons(24 kg) ağırlıktan başlamış. 800 ons tan daha az olan çıkarılıp üretilmiş altından alınan devlet payını gösteriyor %1 rakamı verilmiş.Bu oran yerli yabancı firmaların devlete ödeyeceği miktardır. Yani sosyal medyada bahsedilen “yüzde 1” rakamı 24 kg çıkartılan altın için verilen rakamdır.

Fakat işin diğer tarafı 24 kg( 800 ons) altın için kimse çıkarmaya uğraşmaz.
Hiç kimse 24 kg altın için trilyonlar harcayıp tesis kurmaz!
Çünkü 800 ons altın demek Yani 24 kg dır!
Yüzde 1 rakamı çıkartılan 24 kg altın için verilen haktır.

Sonra tablodaki sıralama yükseldikçe devlet payı artıyor.

Mesela “2101 ons veya oz”altın çıkarıldığında devlet payı yüzde 15’e yükseliyor.

Bu tablodan anlıyoruz ki çıkartılan altında devlet hakkı yüzde 2 yada yüzde 4 değildir.
Şirketlerin çıkartılan ağırlığı arttıkça devlet payı da artmaktadır.
Buradan anlaşılıyor ki; bahsedilen “yüzde 1” algı yanıltmasıdır.
Bu maliyete ruhsat çıkartma maliyeti de yoktur.
İşin diğer tarafı da altın çıkarma işi son derece maliyetli bir iştir.

MADENCİLİKLE İLGİLİ ESAS SORUNLAR

Devlet Payını açıkladıktan sonra esas madencilikte yaşanılan sorunları açıklamaya çalışacağız.
Çünkü esas önemli olan problemler bunlardır.

Devletimiz son yıllarda yapılmayanı yapmaya çalışmış, madencilikle ilgili çalışmaları arttırmış ve korumuştur.

Ancak hala bilgi eksikliğimiz kapatılabilmiş değildir.

Madencilik ve değerli taşlar konusunda en büyük sorun ekonomik getirisi yüksek olan madenlerimizi çıkartacak ,işleyecek gerekli uzman kişilerden ve teknolojiden yoksun oluşumuzdur.

SORUNUN KAYNAĞI 1960’LARA DAYANMAKTADIR

Ekonomik getirisi çok yüksek olan madenlere sahibiz fakat bırakalım teknolojiyi madenleri tanıyacak uzmanlardan bile yoksunuz.

Sorunun kaynağı 1960’lara dayanmaktadır.

-1960’larda MTA’nın vatansever yöneticileri “madem Lidyalılar altın çıkardı yeniden çıkaralım” dediler ve tarihi bir hata yaparak bu konuda çok ileri olan Almanya’dan yardım istediler zira bizde bu konuda uzman yoktu.

Gelen profesörler uzun incelemeler sonucunda raporlar verdi. O profeserlere göre ” Anadolu topraklarında tarihte çok altın çıkarılmasına rağmen artık Anadolu’da altın kalmamıştı.”

O yıllardan itibaren bizimkilerde olmayan madenler hakkında eğitim vermek istemediler ve elimizde değerli taş ve madenleri tanıyacak uzman kişileri yetiştiremedik.

Kısaca bu konuda uzmanlarımızında suçu yoktur. Ekonomik getirisi yüksek olan madenler hakkında eğitim alamadılar.
Ekonomik getirisi çok düşük olan demir gibi,bakır,krom gibi yada mermer gibi madenlerin eğitimini alabildiler.

Ayrıca teknolojiyide üretemedik.Devletin son 1-2 yıldır dışarıdan teknoloji transferi için çabaları vardır ve 11.Kalkınma Planı’na girmiştir. Fakat ABD ve Avrupa bu teknolojiyi bize vermediği için Çin,Rusya ve Hindistan gibi ülkelerle görüşülmektedir.

Öyle görülüyor ki ;buralardan gerekli teknoloji transferi elde edinceye kadar geçiş dönemini böyle atlatacağız.

Ülkemizde yıllarca varlığı tespit edilen onlarca maden ve değerli taşla bu zamana kadar “yok” kabul edildi. Gerçekte ülkemiz yer altı kaynakları bakımından zannedildiğinden çok daha zengindir. Fakat bu zenginliklerimiz bilinmiyor. Çünkü yabancı bilim adamları böyle buyurmuşlardı.

KEŞFEDİLEN YAKUT VE SAFİRLER

-Ülkemizde var olan değerli taş ve madenler var fakat yok olarak biliniyor.
Amatör ve yarı amatör maden arayıcıları katkılarıyla “safir ve yakut” yatakları yeni keşfedildi.Daha düne kadar bu değerli taşlarda bilinmiyordu. Yakut’un ham maddesi emery denilen taş ve kromdur. Ülkemiz krom yatakları bakımından çok zengindir. Emery taşının ise dünya rezervinin yüzde 60’na sahip olmamıza rağmen hala”Türkiye’de yakut ve safir yoktur” diyen bir anlayış vardır.

Çünkü elimizde bu değerli taşları bilen uzmanda yoktu.

-Emin olun yarın bugün çok değerli madene denk gelip bulursanız bu madeni tanıyacak açıklayacak ne bir akademisyen ne bir siyasetçi bulamazsınız çünkü gerçekten bilinmiyor. Maleesef bilen insan yok.  Çoğu insan yabancı bu konulara.

-Türkiye’de madencilikle ilgili çalışmalar, demir, krom, bakır, mermer gibi ekonomik kazancı daha düşük ürünlerle sınırlandırıldı. Zaten Türkiye’de madencilik denilince ekonomik getirisi son derece düşük madenler akla gelmektedir. Esas ekonomik getirisi yüksek ürünlerin aranıp işlenmesine önüne geçilmiştir. Önüne geçilmiştir çünkü yıllarca batı boyunduruluğu alında yaşayan ülkemizin gelişmesi istenmedi.
Yeni yeni çalışmalar başlıyor.

-Yabancı bilim adamları var olan madenleri yok demesinin sebebi de zaten Türkiye önemli bir altın ithalatçısıydı.Eğer Türkiye altın çıkarıp işlerse hem pazarlarından mahkum kalacaklar hemde dünya altın fiyatlarının düşmesinden korkuyorlardı.Tabi güçlü bir Türkiye’yide istemediler.

-Bizde hep bu ülkede altın yok masalı söylendi bunun sebebi emperyalizmdir.

Evet doğayı koruyalım ama altın başka türlü çıkartılamıyor.

Yine belirtelim…


SİYANÜRLE ALTIN ARAMAK DEVRİMDİR

Ülkemiz onlarca yıldır bor madeni çıkartır. Bor çıkartılırken toprağı resmen tarümar eder.
Doğaya çevreye duyarlı dostlarımızın bundan haberi bile yoktur. Bir mermerin bir bor’un doğayı daha mı az kirlettiği zannedilmekte? Bor madeninde çıkartılmasına da mı karşı çıkılacak?

-Bu nedenle bir dönem “çevre kirliliğine ,siyanürle altın aramaya son!” eylemleri adı altında yabancı istihbarat örgütleri tarafından halk ve köylüler ayaklandırıldı. Bunu ben değil Hablemitoğlu hocamız söyledi. ”Bunları açıkladığım için beni öldürecekler” dedi ve faili meçhul şekilde katledildi.

-Siyanür’ün kimyasal formülü “CN”dir. Yani doğada en çok bulunan azot ve karbon’dur.

İşin gerçeği siyanürle altın çıkarma devrim yarattı biz ayak uyduramadık.
Altın siyanür bulunmadan önce ppm olarak(tonda gram miktar demektir)25-30 olmadı istenirken artık 1-2 ppm lik miktar bile rahatça çıkartılabiliyor.

Ayrıca siyanürle altın araması yapılmaz, ayrıştırılır.

Son olarak şunları belirtmek istiyorum.Türkiye yeraltı zenginlikleri bakımından tahmin edilenden –bilinenden çok daha zengin bir ülkedir. Fakat tekrar ediyorum biz bu zenginliklerimizi bilmiyoruz ve kendimizde çıkartamıyoruz. Çıkartmak için uzman kişi ve teknolojilerden yoksunuz.

Son yıllarda amatör maden arayıcıları sayesinde “yok”diye bilinen bir çok maden ve değerli taşlar keşfedildi. Önümüzdeki dönem çok daha büyük keşiflere Türkiye açıktır.

Bunların içinde daha düne kadar yok denilen Lamporoit (elmas yataklarının) keşfide vardır. DİKKAT !!!!!!!!( Lamporoit çok önemli keşiftir çünkü tüm dünyada bilinmektedir ki Lamporoitler elmas kaynağıdır. Bu bilgide önümüzdeki dönem Türkiye’de konuşulacak buluşlar hakkında fikir verebilsin)


BATI HAKİMİYETİNİ YIKMA KOLAY DEĞİLDİR
AMATÖR MADEN ARAYICILARININ ÖNÜ AÇILMALIDIR

-Amatör maden arayıcılarımızın önü açılmalı ve Türkiye’nin zenginlikleri ortaya çıkarılmalıdır.
Gerekirse bu kişiler tespit edilip MTA beraber çalışmalıdır.

Yabancı firmaların Türkiye’de maden arayıp bulmasına bende karşıyım fakat maden çıkartabilecek uzman ve teknolojiden yoksun olduğumuz için bu “geçiş dönemini”yabancılardan faydalanarak atlatacağız.

Kaldı ki; bugün amatör maden ve taş arayıcıların çoğalmasını sağlayan Bergama’da Kanadalı altın arayan firmadan elde edilen bilgilerdir. Yabancı firma bile olsa burda elde edilen bilgiler bir çok insanın işine yaramıştır. Bilgi seviyemiz yükselmiştir.

Çünkü ülkemiz yeni yeni bu konulara eğilmiştir. 60-70 yıllık batı baskısını yıkmakta kolay değildir.

Türkiye ne zaman madencilikle ilgili bir gelişme yaşasa mutlaka önü kesilmeye çalışılıyor,yabancı istihbarat örgütleri ile halk ayaklandırılmaya çalışıyor.

Bu madenlerimiz devletimizin ve milletimizin yararına çıkartılıp işlenmesi şart. Zenginliklerimiz toprak altında kaldığı her dakika devletimizin ve milletimizin aleyhine.

Evet, ormanları, doğayı çevreyi korumak vatansever bir eylemdir. Doğayı elbette korumamız gerekir.

Fakat işin içinde yabancı istihbarat örgütleri olmadığı takdirde.

Saygılarımla…