İsveç sosyaldemokrat parti başkanı Mona Sahlin devletin verdiği kredi kartı ile 6 dolarlık tobleron çikolata alır. Gerisi hepimizin malumu devleti zarara uğrattığı için başlatılan dava süreci ve istifa ile sonuçlanan olay büyük ses getirmişti.
Türkiye'de özellikle muhalif cenah ballandıra ballandıra bunu günlerce gündemde tutmuştu.
Adamlar şöyle dürüst böyle etik değerlere sahip, biz adam olmayız. Klasik adamlar yapıyor geyik muhabbetleri.
MAHALLE REFLEKSİ
Toblerone hadisesini öven tayfa ile
Daha iddianamenin kapağını açılmadan...
Yalan, iftira ve karalama bunlar diyenler aynı tayfa...
Halbu ki şu ana kadar basına sızan iddialar çok vahim.
Alın size altın değerinde bir fırsat.
Biz CHP'yiz devletin kuruşuna göz diken biz de barınamaz diyin.
Sokağa çıkın eylem yapın ama şu nedenle...
Yolsuzukların ana rahmi olan, ihale ve belediye kanunınlarını değiştirin diyerek bir mitingi yapın.
İlk seçimde %50,yi geçtiğinizi görün.
Nedense kimse bataklığı sorun etmiyor.
Tobleron değil tobleron fabrikalar zinciri kurulabilecek iddialar ve rakamlar havada uçuşuyor.
Etik ve ahlaki değerleri içselleştirmiş birinin tavrı, suçlu kim olursa olsun hesabı sorulmalı olmaz mı?
İmamoğlu'nun tedbir olarak açığa alınıp tutuksuz yargılanması bize de daha makul geliyor.
Gönül isterki İmamoğlu tüm suçlamalardan alnının akıyla çıkar. İstanbul'a başkanlık etmeye devam eder.
Hukuk devletinde lekelenmeme hakkı olduğu gibi herkesin hesap verme
zorunluluğu olduğu da unutulmamalıdır.
Ne oldu peki ilk tepkiler,
Şu kadar oy aldı içeri atamazsınız.
Neden o saatte gözaltı yaptınız.
demokrasi darbesi
Onlarda yapmıyor mu?
Bakan dezenfektan sattı.
Önce Melih Gökçek hesap versin.
En son Mustafa Kemal'in askerleriyiz ve kapanış.
Olmaz iki gözüm olmaz.
Bu açı doğru bakış açısı değildir.
Kem alet ile kemalet olmaz.
Anadolu insanıyız bir birimizi biliriz,
Muhtemeldir, iktidar olan aynı muameleyi kendinden olana göstermeyebilir.
Yanlış mı? Yanlış.
Ancak yayınlanan istatistikler AK Partili belediyelerin sayısal olarak daha çok soruşturma ve cezai durumlarla karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
Kayırma var mıdır? Olabilir.
Fakat, bir yolsuzluk soruşturmasına onlar da yapıyor! diye bir tepki göstermek öncesindeki bütün söylemlerininizi çöp eder.
Ben AK Parti yerinde olsam hiç durmam Melih Gökçek hakkında soruşturma başlaması için girişimde bulunurum. Döneminde yapıldığı iddia edilen eylemleri soruştururum. Melih Gökçek te kendini toplum vicdanında aklama imkanı bulmalıdır. Aksi halde koro halinde "Melih Gökçek Ankara'yı parsel parsel sattı" söylemi, tüm yolsuzluk operasyonlarının ekran koruyucusu olmaya devam eder. Melih Gökçek ismi yolsuzluk yapan kişilerin ağzında sakız olmaktan çıkarılmalıdır.
BOYKOT
Dünya'da ve Ortadoğu'da kartların yeniden dağıtıldığı bir dönemde "birlik" görüntüsü vermemiz hayatidir.
Hiç kimsenin kariyer planlaması Türkiye'den önemli değildir.
Kim ne derse desin,Ömrümde bir kere oy vermediğim,
MHP Genel Başkanı Prof. Dr. Devlet Bahçeli yüz yıllık Cumhuriyet tarihimizin henüz teorik aşamada dahi olsa en büyük devrimci hamlesini yapmıştır.
Bu uğurda aldığı risk her babayiğidin harcı değildir. Aldığı risk devasadır, başarı halinde Türkiye'nin kazanımı da devasa olacaktır.
Böylesi bir ortamda, Allah aşkına CHP'nin gündemi şu çikolatayı yemeyin, şu kahveyi içmeyin mi olmalıydı?
Bunun adı sosyoekonomik şantajdır. Bana göre kendi mahallesi ve seçmeni de bu çağrıya temkinli yaklaşıyor.
Boykot işi doğru değildir, tutmaz da, çünkü Türkiye'de radikal unsurlar hariç insanımız arasında çok büyük ayrılıklar yoktur.
Biz bize benzeriz.
Gidin o boykot ettiğiniz kahveciye aynı masada her görüşten gençler bir arada medeni şekilde oturur, istişare eder, tartışır anlaşır ya da anlaşmaz.
Yine bir araya gelirler.
CHP'den beklenen daha ciddi ayağı yere basan, tutarlılığı olan politikalar üretmektir.
Gaf üstüne gaf, sade suya tirit eylemler ile seçmenine saç baş yoldurmamalıdır.
Aksi takdirde polisin koşturduğu pikachu gibi, gündüz ışık açma/kapama, kırmızı kart benzeri acı da olsa geriye sadece müstehzi gülümsemeler kalır.
GEZİ ÇIKAR MI?
Aslında Gezi özünde o gün için cemaatin halk üzerinde kurduğu tek tipleştirme baskısına bir tepkiydi.
Bugün yaşanan ise farklı, bir yolsuzluk soruşturmasından gezi çıkmaz.
Sokağa çıkanların, özellikle gençlerin İmamoğlu'dan öte çoğunlukla gelecek kaygısı ve vatandaşın da ekonomik sıkıntılarını duyurabilmek temelli olduğu görülebiliyor.
GENÇLERE KIYMAYIN
Bir genç kolay yetişmiyor. Ana babaların öpmeye kıyamadığı çocuklara kıymayın.
Şefkatli davranın,
Sicillerini bozmayın,
Onlar belediyelerin bu yapısıyla bir holding başkanların da holding patronu olduğunu bilmiyorlar.
Onlar geleceklerini düşünüyor. Artık dünya'da "güvenli liman" ülke kalmadığını bilmiyorlar.
Onlar Dünya'da suların bulandığını şimdilik ne zaman durulacağının belirsiz olduğunu bilmiyorlar.
Onlar dünya'da genel bir sıkıntı olduğunu, her ülkenin can derdine düştüğünü bilmiyorlar.
Seksen darbesinde bir nesil,
Cemaat yapılanması ile bir nesil, kaybettik.
Artık bir gencimizi dahi kaybetmeye tahammülümüz olamaz.
Büyüklerin Ramazan bayramını çocuklarımızın şeker bayramı kutlarım.