- Boşanma oranları TÜİK verilerine göre 2023 yılına oranla %15 artmıştır. 2024 yılında boşanma davalarının %57’sini açan taraf kadın olmuştur. Özellikle 2022 yılından sonra her yıl dava sayısının ciddi şekilde arttığını görmekteyiz. Açılan davaların büyük bölümü Şiddetli Geçimsizlik ana gerekçesiyle açılsa da dava özeline bakıldığında çoğunlukla boşanma sebepleri Ekonomik nedenler, sorumluluktan kaçınma, şiddet ve toplumsal olarak değişimi göstere biliriz. Bunun yanında boşanma davalarının içerisinde bir şekilde sosyal medyanın da olduğu görülmektedir. Bu bazen eşlerin paylaşımları da olabiliyor bazen orada çok vakit geçirilmesinden yakının bir eşte olabiliyor. Genel anlamda son zamanlarda boşanma davalarında eşlerin birbirine karşı çok da tahammülsüz olduğunu gözlemliyoruz. Evlilikte 1 ayını bile doldurmamış olup boşanma davası açan taraflara da şahit olmaktayız. Bunların yanında global düzlemde de insanların artık bireyselleştiği kendi mutluluklarını ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurması, evliliklerindeki devamlılığı ve süresini de etkileyen faktörler arasına girmektedir. Tabi toplumsal olarak da kadının ekonomik özgürlüğünü sağlamasıyla kendi ayaklarının üzerine durabildikçe boşanma kararını alabilmenin önünü açtığını göstermektedir. Boşanmalardaki ana faktörler en başta ekonomik olarak yaşanan zorluklar, insanlar refah seviyeleri düşük olduğunda birçok şeye karşı tahammül edemez duruma geliyor. Bunun yanında birbirini yeterince tanıyamadan evlenmek ya da sırf karşıdaki kişiyi evliliğe ikna etmek için olduğundan farklı gözüküp birlikte bir hayat kurulduğunda ise anlaşamadığını anlamaktan da kaynaklanıyor. Türkiye genelinde en çok boşanma ise İstanbul’da gerçekleşmektedir, bunu sırasıyla Ankara ve İzmir takip etmektedir. Ancak en çok boşanma sırasıyla İstanbul, Ankara ve İzmir’de olmuş bunlar metropol dediğimiz şehirlerimiz. Dolayısıyla eğitim seviyesinin yüksek olduğu hem kadının hem de erkeğin ailesinden bağımsız kendi ayaklarının üzerinde durabildiği şehirlerimizde boşanma oranları yüksek. Evlilik süresi olarak bakıldığında ise boşanmaların büyük bir bölümü evliliğin 1 ila 5 yılları arasında olduğu da bakanlık istatistiklerine yansımıştır. Yine 20-29 yaş aralığında boşanma oranı %32 olması yüksek bir orandır.
- Kadın cinayetlerinde boşanmaların etkisi yadsınamayacak kadar fazladır. Hemen hemen her gün sosyal medyada yazılı basında kadına yönelik şiddet yada sonu ölüm ile biten cinayet haberlerine rastlamaktayız. Bu kadına yönelik şiddet olaylarının arkasında evliliği bitirmek yada ayrılmak isteyen bir kadın olmaktadır. Gün geçmiyor ki kadın cinayetleri haberleri Eşlerinden “ayrılmayı” istemeyen yada kabullenemeyen erkekler yüzünden haberlere yansıyan bir çok kadın cinayetleri ile karşılaşmaktayız. Bu tip haberlere bakıldığında fiziksel şiddete maruz kalan kadınların olduğunu buna katlanmak istemediği için boşanma davası açan yada açmaya hazırlanan kadınların bu tip cinayetler ile yaşamlarına son verildiği görülmektedir. Bu suçun önlemek adına 2012 yılında Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çıkartılmıştır. Her ne kadar özel kanun ile aile ve kadın koruma altına alınsana yine bu şiddetin tam olarak önüne geçildiğini söyleyemeyiz. Ataerkil bir toplum yapısına sahip olmamız dolayısıyla erkek ne yapsa yeridir, kadının yeri de evidir gibi bir bakış açısı olsa da bu algıyı ortadan kaldırmak tüm toplumun sorumluluğudur. Yine bu tip cinayet haberlerinde zaman zaman erkek için “öfkesine yenik düştü” “kıskançlığının kurbanı oldu” gibi başlıklarda bu insanlık suçunu hafifletilmesine toplum olarak karşı durmamamız gereken bir konudur.
- Boşanma davalarının büyük bölümünde ekonomik sebepleri görmek mümkündür. Her geçen gün insanların ihtiyaçlarının artması ya da sosyal medyanın hayatımızdaki kapladığı alan bu kadar genişleneside etkili olduğunu düşünüyorum. Boşanma oranları da dikkat edilirse büyük metropol şehirlerde daha fazla olduğunu görmekteyiz. Buna bağlı alarak eşler birbirlerine gerekli zamanı ayırmadığını evde geçirdikleri zamanın büyük bölümünü tv yada sosyal medyada geçirdiklerinden yakınan boşanma tarafı hiçde azımsanmayacak kadar fazladır. Ekonomik sıkıntılar eşler arasında arasında huzursuzluk gerginlik yaratmaktadır buda beraberinde tartışmalara ve kavgalara neden olduğunu bununda boşanma karar sürecini hızlandırmaktadır.
- Boşanma davalarının tek mağduru vardır oda çocuklar… Her ne kadar aile hukukunda Çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilse de gerek dava sürecinde gerek sonrasında çocuklarda ciddi travmalar oluştuğuna şahit olmaktayız. Bu kavramı açmak gerekir ise Çocuğun üstün yararı ilkesinin temel amacı, çocuğun her türlü kararda ve eylemde en iyi şekilde korunması ve yararının gözetilmesidir. Çocuğun üstün yararı ilkesi çocukların haklarına ve çıkarlarına öncelik tanınması gerekir ve ilke, çocuğun yaşamı boyunca eğitim, sağlık hizmetleri, aile yaşamı, sosyal koruma, yargısal işlemler ve diğer her türlü karar ve eylemde dikkate alınmalıdır. Özellikle Aile Mahkemesi hakemleri gerek Nafaka ve gerekse velayete ilişkin kararlarında bu ilke doğrultusunda hareket etmektedirler. Her ne kadar hukuksal olarak çocuk korunsa da dava sürecinde ve sürecin sonunda çocuklar ciddi zarar gördükleri açıktır.
- Boşanma iki şekilde gerçekleşebilmektedir anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davası ki yakında buna ilişkin çalışmaların yapıldığını biliyoruz Arabuluculuk yoluyla da boşanma mümkün olabilecektir. Çekişmeli boşanma davalarının olumsuz tarafı yargılama faaliyetinin çok uzun sürmesi , aile hayatının ortaya dökülmesi tanıkların beyanları ve tarafların biririne karşı olan kızgınlık ve kırgınlıklarının artmasına neden olmaktadır. Umarım kısa zamanda Aile Arabuluculuğu uygulaması Hukuk Sistemimize dahil olur. Gerçekten de hukuk sistemimize sonradan dahil olan Hukukta alternatif uyuşmazlık çözüm yollarındandır. Arabuluculuk 10 yıl kadar bir geçmişe sahip olsa da mahkemelerin ciddi surette Adliyelerin yükünü aldığını ve en önemlisi dostane bir yöntem olduğunu hızlı çözüm sağladığını görmekteyiz. Özellikle İş Hukuku alının da arabuluculuk uygulamasının başarılı olduğu Adalet Bakanlığı istatistik rakamları göstermektedir. Bu sebeple tarafların hayatlarına dair hayatlarını bu kadar etkileyecek boşanma konusunda yıllarca uğraşılmasını yüz yüze bakamayacak hale gelmesi velayettir nafakadır gibi konularda çatışmaların yaşanmasının önüne Aile Arabuluculuğu ile geçileceğine inanıyorum.
- Son yıllarda bi hayli ülke gündeminde olan Süresiz Nafaka konusu var. Medeni Kanunda dört çeşit nafaka düzenlenmiştir:
Tedbir Nafakası.
İştirak Nafakası
Yoksulluk Nafakası
Yardım Nafakası
Bu nafaka türlerinden süresiz nafaka olarak tabir edilen Yoksulluk Nafakasıdır. Medeni Kanun 176.md. belirtilen hallerde ancak kalkmaktadır yani bu haller nafaka alanın yeniden evlenmesi yada taraflardan birinin ölmesi halinde kendiliğinden, alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Nafaka borçlusu Erkeklerin sıklıkla şikayet ettiği husus, yoksulluk nafakasının süresine ilişkin belirsizliktir. Bunun nedeni ise yoksulluk nafakasının düzenlendiği maddede süreye ilişkin herhangi bir sınırlama bulunmaması ve “süresiz” ifadesinin kullanılmasıdır. Şuan için buna ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır ancak buna ilişkin çeşitli dernek ve STK ların olduğunuda biliyorum.Buna ilişkin meclise kanun teklifi de yapılmıştı hatta Anayasa Mahkemesine de başvuru yapılmıştı. Yapılan teklifler arasında evlilik süresi kadar nafaka evlilik süresinin yarısı yıl kadar nafaka ödenmesi gibi teklifler olduğu bilinmektedir.
Syg..