Bir soru ile başlayalım.
Belediyelerin imar ve ruhsat yetkileri ellerinden alınırsa belediye başkan aday adayları bulunabilir mi?
Belki bulunur.
Ama arz/talep dengesinde talep %90 oranında azalır burası kesin.
Aday olabilmek için aylarca yıllarca maddi manevi her şeylerini harcamazlar.
Rakipler arasında ahlak etik ve vicdani değerlerin rafa kalktığı acımasız bir savaş ta yaşanmaz.
Bu tespitlere hayır diyecek yoktur sanırım.
NEDEN?
Düşünün ki bir aday adayı öncesinde o kadar büyük harcamalar yapıyor ki 200 yıl başkanlık yapsa alacağı kadar harcama yapıyor.
Ya da sponsor iş adamları kazın geleceği kesin olduğu için onun yerine harcıyor.
Belediyeler bugün ki durumu ile ekseriyetle siyasetin finansman aracı, sebepsiz zenginleşme merkezleri, sermaye transfer noktaları konumuna düşmüşlerdir..
Başkanlar bu kadar büyük yetkiler donatılınca da haliyle nefsine yenilmeyen çok az sayıda başkan kalıyor.
Anadolunun ücra köşesinde küçük bir belde belediye başkanını izleyin önde şoför koruma korumanın kulağında şeffaf kablo...
Kimden neyi koruyorlarsa! eşine hava komşuya caka tam bir maskaralık.
İmar, ruhsat, asfalt, çöp ve temizlik, danışmanlık, kentsel dönüşüm ve belediye şirketleri vasıtasıyla büyük soygunlar yapıldığına toplumun kahir ekseriyeti mutabık.
NE YAPMALI?
Bir kere belediyeler asli görevlerine dönmeli, bakkal, kasap, manav, kahveci, lokantacı, çaycı, tostçu, çorbacı vs. vs. olmak yerine bu işleri yapması için vatandaşa esnafa destek olmalıdır.
Zira belediyeler son yıllarda bayındırlık hizmetlerinden imtina ettiği bunun yerine sadece oy avcılığı peşinde koştuklarını görüyoruz.
Belediyeler acilen gerçek belediyecilik kulvarına döndürülmelidir.
Sonuçta Türkiye'de belediyeler yaklaşık %85 oranında merkezi bütçeden %15 oranında öz gelirlere sahiptirler.
Merkezi hükümet denetim ve yasama yetkilerini kullanarak,
İlk etapta alınabilecek önlemler,
-Sıfır atık kapsamında çöp ve temizlik için hizmet birlikleri bölge bazlı kurulmalı bu görev kurulacak birliklere verilmeli.
-Araç kiralama işleri adetleri bakanlık onayı sonrası bölgesel veya tek merkezden yapılmalı.
-21/B ihale yetkisi alınmalı, sadece acil durumlarda bakanlık onayı ile yapılmalı.
-Belediyelerin mahalli müşterek işler dışındaki faaliyetleri son bulmalıdır.
-Belediyeler mevcut yapısı ile sosyal yardım kuruluşlarına dönüşmüştür. Türkiye'de sosyal yardımlar tek elde toplanmalı mükerrer kaynak israfı son bulmalıdır.
-Zarar eden ulaşım hariç, tüm belediye şirketleri kapatılmalıdır.
-Belediyelerin hülle yolu şirket bağışı kabul etmeleri yasaklanmalıdır. Bakanlık izni ile amacı ve görev tanımı ile bir bütün şirket kurulmasına izin verilmelidir.
-Belediyelerin imar yetkileri kısıtlanmalı sadece ruhsat ile sınırlı olmalı zaman içinde bu yetki de denetim veya müşavir firmalara verilmelidir.
-Belediye başkanlarının atama yetkileri sınırlanmalıdır. Kurumsallık adına atama yetkileri sınırsız ve keyfi olmamalıdır.
-Belediyeler danışmanlık hizmetlerini bakanlık kurmay ekiplerinden ücretsiz almalıdır.
-İhalelerde rekabete engel olacak maddeler konması engellenmelidir. Şartnameler kamu ihale Kurumu tarafından hazırlanan tip şartnameler olacak şekilde hazırlanmalıdır.
-Belediyelerin imar planı değişiklikleri sıkı bir sisteme kavuşmalı, oluşan rant bağımsız birimlerce hesap edilip hazineye yatırılması sağlanmalıdır.
...
...
Bu listeyi uzatmak elbette mümkün.
Niyet edilirse gittikçe büyüyen bu yolsuzluk ve israf çarkı muhakkak ki kırılır.
SAYIŞTAY MUAMMASI
Belediye başkanları sütte leke var.
Biz de yok diyor.
Niye ki? Sayıştay bizi denetledi.
Peki öyle mi?
Sayıştay kanunu değişikliği ile "yerindelik" denetimi son bulmuş "düzenlilik" denetimi yapmaktadır.
Kusura bakmasınlar ama Sayıştayın denetimleri artık turistik gezi kabilindendir.
Bu denetim hiçbir şekilde temiziz karinesi olmaz.
Güncel bir örnek verelim mi?
Beykoz belediyesin de.
Belediye 13 milyonluk sebze almış, irsaliyesi, faturası, kabul tutanağı hepsi var.
Kağıt üzerinde bir sorun var mı? Yok.
İhbar veya şikayet bir şekilde bakıyorlar ki irsaliyede yazılı plaka bir mazot tankeri.
Sayıştay denetçisi bunu asla tespit edemez.
O yüzden ihbar, şikayet, itiraf, teknik takip, cimer başvurusu ve benzer durumlar olmadan yolsuzlukların ortaya çıkması çok zordur.
AHTAPOTLA MÜCADELE
Başkan Erdoğan'ın bu ahtapotun kolları nereye uzanıyor göreceğiz ifadesinden, ahtapotun uzayan kollarının kesileceğini çıkarımını yapıyoruz.
Yetmez hatta ahtapotun başı da gövdesinden ayrılmalıdır.
Ancak, bu ahtapotun kompozit bir ahtapot olduğunu bazı kollarının iktidar/muhalefet ayrımı olmadan simboyotik ilişkiler içinde olduğunu göreceğimizi tahmin ediyorum. Mesele para olunca rant kardeşliği rahatça sarmaş dolaş olabiliyor.
Ayrımsız ahtapotun bütün kolları ile mücadele edilmesi halinde ülkemiz için bir kara delik haline gelen yolsuzluk ve israf üreten belediyeler asli görevlerine dönebilir.
Şuda unutulmamalıdır ki, belediye kanunlarında ivedi reform yapılmaz ise ahtapotun kolları kesildiği yerden sürgün verir, çark devam eder.
Ahtapotun da 9 değil 99 canlı olduğunu hep birlikte daha çokça sefer görürüz.