BASIN ÖZÜRLÜĞÜ VE HUKUK KAOSU

BASIN ÖZÜRLÜĞÜ VE HUKUK KAOSU

Ülkemizde basın özgürlüğü ve hukuk, yıllardır tartışmalı olan konular arasında yer alıyor. Sıklıkla medya kuruluşlarının, gazetecilerin ciddi baskı altına alındıklarına dair isyanlarını duyuyoruz. Öte yandan hukuk dünyasının da “habercilik, gazetecilik, medyatik algı” kavramlarından bazı beklentilerinin mevcut olduğunu biliyoruz. 

Bu noktada “Bir haber hazırlanırken gazeteci nelere dikkat etmeli?” sorusunu yanıtlamak gerekiyor. Birinci unsur kamu yararı; kuşkusuz haberin topluma hizmet eden bir içeriği olmalıdır. Bir bilinçlendirme dinamiği taşımalı. Bu kapsamda da aslında kişisel magazin veya özel hayat ihlali içermemelidir.

İkinci unsur Gerçeklik ve doğruluk aynı zamanda tarafsızlık ve denge! Haberin dayandığı bilgiler doğrulanmış olmalı, yanıltıcı ve manipülatif olmamalıdır. Asıl olan gazetecilik bu noktada önem taşır. Çünkü sadece taraflı algı operasyonları yaratmak amacı ile habercilik yapan, gerçeği çarpıtarak, anlaşılması istenen boyutta aktaran bir basın camiası düşünülemez ve hukuken de desteklenemez. Tek taraflı bir bakış açısıyla yazılmış içerikler gazetecilik etiğine aykırı olacağı gibi kamu yararına da zaten hizmet edemeyecektir.

Üçüncü unsur Yasaları ihlal etmemesi ve gazetecilik etik ilkelerine uygun olması önemlidir. Bir haber içeriğinde son noktaya kadar doğrudan hedef göstermelerden kaçınılmalı ve kaynakları kesin olarak belirlenen şüphe uyandırmayan direk mesajlar vermelidir. Örneğin bir markanın ve ya şahsın haberini yaparken güvensiz kaynaklardan beslenilir ve yanlış bir yanılgı olursa şahsın kişilik haklarının zedelenmesi ve ya markanın itibarının zedelenmesi ile hem cezai hem hukuki pek çok sonuç meydana gelecektir. Gerçek bir basın mensubunun bu konuda titizlik göstermesi hem kendisini hem de haber içerindeki kişi ve kurumları haksız yere zarara uğratmaması önemlidir. 

Bunun yanı sıra Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin “Basın Meslek İlkeleri” gibi yerel ve Uluslar arası etik kurallar göz önünde bulundurularak basın özgürlüğü konusu bir kez daha irdelenmelidir. Aksi halde mesleki olarak kınama vb. yaptırımlara maruz kalabilecektir. 

Günümüzde çok tartışılan ve aslında çok kaotik bakılan bu konuda hukukun basın özgürlüğüne izin vermesi ancak basın camiasının da hukuki kurallara uygun hareket ederek toplumsal yararı bilinçli yönetmesi kritik bir süreçtir. 

Biz hukukçulara da pek çok gelen yaygın konular arasında: KVKK kapsamında ihlal ile habercilik yapma, kişinin özel hayatını izinsiz ifşa etme, basın yoluyla iftira ve hakaret suçu, toplumsal huzuru bozacak ve kışkırtacak şekilde haber yapma, Devletin güvenliğine ve kamu düzenine karşı içerik üretme, sahte belge ve delil unsuru oluşturarak yargıyı yanılma maksatlı habercilik yapmak vb. konular gelmektedir. Bu konuların irdelenmesi durumunda basına olan güven giderek azalmaktadır ve bu konuda hassasiyetlerini artırmaları kendi meslek birlikleri için fayda sağlayacaktır.

 Fakat hukuken geniş bir perspektiften bakacak olursak zor şartlar altında basına hizmet veren medya çalışanları ve gazetecilerimizin yukarıda açıkladığımız unsurlara ve etik ilkelere dikkat ettikleri sürece onların emeğine ve sesine ihtiyacımız asla göz ardı edilemez. “Gerçek habercilik ve Medyatik algı” toplumsal düzenin pek çok başlığı için adeta vücuttaki kan üretimi kadar önemli ve kritik bir konudur. 

Umut ediyoruz ki emeği ile nitelikli olarak yetişen yeni basın mensuplarımızın ve bu güne kadar mücadelesini doğru vermiş gazeteci medya sektöründe bulunan üstatlarımızın “basın özgürlüğü” noktasındaki mücadelesi en iyi şekilde sonuçlanır. Keskin kalemlere, gür seslere, aydın zihinlere her zaman ihtiyacımız olacak…

HUKUKÇU/YAZAR
EDA NUR IŞIKSAL

Benzer Haberler