AVRUPA’NIN HASTA ADAMI ORTADOĞU’NUN YENİ LİDERİ Mİ?

AVRUPA’NIN HASTA ADAMI ORTADOĞU’NUN YENİ LİDERİ Mİ?

Marco Rubio ve Hakan Fidan arasında Washington’da gerçekleşen görüşme bölgesel hareketlilik ve Trump döneminin ilk resmi ziyareti olması açısından önemliydi. Orta Doğu özel temsilcisi Steve Witkoff'un "dönüşümsel" olarak tanımladığı Trump ve Erdoğan telefon görüşmesinin ardından gerçekleşti. 

Dönüşümsel ve muhteşem olarak başlayan bu konuşmayla, Rubio-Fidan masasının konuşmaları aynı olumlu atmosferde geçmişe pek benzemiyor. ABD masadan istediğini alamamış olsa gerek görüşme beklenenden oldukça kısaydı. Yaklaşık bir saatlik görüşmenin ne başında ne de sonunda basına herhangi bir açıklama yapılmadı. Birlikte ortak basın toplantısından kaçınıldı. Bakan Rubio, Türk Heyetini çıkarken de uğurlamadı. 

Bu görüşme sonrası yazılı açıklamada;

Bölgesel ticaret başlıkları,Türkiye’den Ukrayna ve Kafkasya için destek, Gazze'de kalıcı ateşkes, Rusya-Ukrayna arasında ateşkes, Caatsa yaptırımlarının kaldırılması, modernize F-16, F-35 talepleri ve ’Ne uluslararası terörizm için bir üs ne de İran'ın istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri için bir yol olan birleşik, barışçıl bir Suriye'yi desteklemek olarak aktarıldı.

Günümüz siyaset terminolojisinde determinasyonlar bağlamdan uzaklaşmasa bile, gerçeği asla göz önüne koymayacak şekilde hazırlanmış güçlü mekanizmalarla çevrilidir. Kalıplaşmış rutin başlıklar tüm diplomatik görüşmeler sonrası dünya kamuoyuna aktarılır. Açıklamalar asla gerçeği yansıtmadığı gibi kompakt bir çöplük ve illüzyondan ibarettir.

ABD heyeti için çok verimli geçmeyen bu toplantıda masada bahsi dahi geçmeyen, hiç konuşulmayan bir konu görüşmenin öne çıkan başlığı oldu. ‘Türkiye’de yaşanan tutuklamalar ve protestolarla ilgili endişelerimizi dile getirdik açıklaması; dünya gündeminin manşetindeydi

Akabinde Donald Trump’ın Beyaz Saray’da büyükelçilerle bir araya geldiği buluşmada; Türkiye en kadim medeniyet olarak gösterildi ve Trump "İyi bir ülke; lideri de iyi" diye karşılık verdi. 

Henry Kissinger’ın unutulmayan bir sözüne atıf

‘Amerika’nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir ama dostu olmak ölümcüldür’

Son sürece bakıldığına yeni Trump yönetimi, Orta Doğu’yu dizayn etmekle kalmayıp, diğer yandan Avrupa Birliği’ni de zayıflatmaya çalışıyor. İlk olarak Trump, AB için ek gümrük vergilerine başvurdu. Sadece ekonomiyle de kalmayıp ibreyi NATO’ya çevirdi. AB ülkelerinin yeterli savunma desteği vermediğinden hayıflanan Trump, Amerikalılara ait olan NATO komutasını devretmeyi düşünüyor

ABD bir NATO üyesi saldırıya uğradığında onu savunmayabileceğini aktararak, ittifakın en temel ilkesinde büyük bir politika değişikliğine gidiyor.

ABD'nin NATO'nun müttefik komutanlığından vazgeçmesi, Avrupa'da ittifaktan uzaklaştığının önemli bir göstergesi.

Türkiye için ise durum çok daha farklı…

Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’nin “Orta doğu ülkesi” olarak yeniden sınıflandırılması amacıyla Temsilciler Meclisi’nde iki partili yasa tasarısı sunuldu. Türkiye’nin diplomatik statüsünün İran, Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan, Kuveyt, Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan ve Libya ile aynı bölgede tanımlanması amaçlanıyor.

Yasa tasarısı henüz kabul edilmese de, sanki fiilen onaylanmışçasına son dönemde ülkemizde büyük kırılmalar görüyoruz.

Yönetim mercilerinden gelen ‘Artık Eski Türkiye yok’ söylemlerinin içi boş değil. 15 Temmuz sonrası tüm kadroların yeniden yapılandırılması, yeni mülakat sistemiyle de yapılandırılan bu kadroların sistematiğine uygun atamalara devam edilmesi Yeni Türkiye’nin dizaynıdır.  

Gündemde sırasını bekleyen gelişmelere bakıldığında CHP’de istenen değişim sağlandıktan sonra Anayasa değişikliğini konuşacağız. Eğer anayasa değişikliği de sağlanırsa yürütülen bu sistem tümüyle kalıcı hale gelecektir.

Avrupa’nın hasta adam olarak gördüğü Türkiye; Ab ilkeleri, hukuku ve değerlerinden vazgeçecek mi?

Artık Türkiye yeni anayasasıyla birlikte Avrupa’dan uzaklaşmış, Orta doğuda daha güçlü, lider bir ülke olma hedefinde mi olacak?

Benzer Haberler